a

2024’te Sivil Alan Daralıyor, Hak Temelli STK’lara Baskı Artıyor

İnsan Hakları Platformu’nun 2024 izleme raporu, Kuzey Kıbrıs’ta örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüğüne yönelik ihlallerin hem yapısal hem de sahadaki uygulamalarla derinleştiğini ortaya koydu. Rapora göre hak temelli STK’ların etkinliklerine yönelik polis gözetimi artarken, kamu fonlarının dağıtımında şeffaflık ve eşitlik sorunları devam ediyor.

İnsan Hakları Platformu (humanrightsplatform) tarafından yayımlanan 2024 izleme raporu, Kuzey Kıbrıs’ta örgütlenme özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkı açısından “ciddi yapısal kısıtlamalar” ile “uygulamaya yönelik ihlallerin” birlikte ilerlediğine işaret ediyor. Raporda, yasal çerçeve ile pratik uygulamalar arasındaki boşlukların devam ettiği; sivil toplumun tematik ve coğrafi dağılımı, kamu kaynaklarına erişim ve kamu–STK ilişkilerinde gözlenen eşitsizliklerin veri temelli analizlerle ortaya konduğu belirtildi.

Polis gözetimi ve müdahalelerde artış
Raporda öne çıkan başlıklardan biri, özellikle hak temelli STK’ların etkinliklerinde görülen sivil gözetim pratikleri oldu. 2022–2024 arasında artan sayıda sivil polisin, hak temelli STK etkinliklerine çoğu zaman haber vermeksizin katıldığı belirtilirken; 2023’te 3 etkinlikte kayda geçen polis müdahalesi sayısının 2024’te 7’ye yükseldiği ifade edildi. Etkinliklere davetsiz katılım, fotoğraf çekimi, bilgi talepleri ve katılımcılara yönelik uyarılar gibi uygulamaların, örgütlenme özgürlüğü üzerinde “caydırıcı bir baskı mekanizması” oluşturduğu vurgulandı.

Giriş yasağı ve yargı süreçleri
Rapor, 2024 yılı boyunca bazı aktörlere yönelik yargı süreçleri ve polis uygulamalarını da izleme bulguları kapsamında değerlendirdi. Öne çıkan örneklerden biri olarak, 24 Mart 2024’te Ledra Palace kontrol noktasından Kuzey Kıbrıs’a giriş yapmak isteyen VOIS Cyprus’un kurucularından insan hakları savunucusu ve akademisyen Emmanuel Achiri’nin “istenmeyen yabancı” ilan edilerek giriş yasağına tabi tutulması gösterildi. Bu uygulamanın yalnızca bireysel değil, kolektif hak savunuculuğunu da etkileyen bir engelleme biçimi olduğuna dikkat çekildi.

Kamu fonları ve “seçici” kamu–STK ilişkisi
Raporda, kamu kurumlarının STK’larla ilişkilerinde ideolojik yakınlığın belirleyici olduğu; muharip dernekler, spor federasyonları ve dayanışma temalı yapıların ön plana çıkarıldığı; insan hakları, kadın hakları, çevre ve ifade özgürlüğü gibi alanlarda çalışan örgütlerin görünmezleştirildiği kaydedildi.

Kamu fonlarının dağıtımında açık çağrı, kriter ve başvuru süreçlerinin büyük ölçüde eksik olduğu; hak temelli çalışmalara kamu fonu aktarımının neredeyse hiç yapılmadığı tespiti raporda özellikle vurgulandı. Rapora göre 2024’te STK’lara yaklaşık 210 milyon TL aktarılırken, bu kaynağın büyük bölümü spor ve yardım amaçlı derneklere yönlendirildi; insan hakları ve demokrasi alanlarına ise fon aktarılmadı.

Raporda ayrıca, 2024 itibarıyla kayıtlı 1.369 dernekten yalnızca 18’inin hak temelli alanda faaliyet göstermesinin, örgütlenme özgürlüğünün tematik açıdan dar bir alana sıkıştığını gösterdiği belirtildi.

Bilgi edinme başlığında sınırlı olumlu gelişme
Raporun not ettiği olumlu gelişmelerden biri ise bilgi edinme süreçlerine ilişkin oldu. 2024 yılında kaymakamlıkların tümüne iletilen dilekçelere geri dönüş yapıldığı ve talep edilen verilerin elde edilebildiği aktarıldı.

Rapora erişmek için tıklayın.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Çiğdem Aslantaş Ashoka Fellow Seçildi

HIZLI YORUM YAP

error: Content is protected !!