a

Vize Engeli Sivil Toplumun Uluslararası Temsilini Zayıflatıyor

Sivil toplum örgütleri temsilcileri, son dönemde yurtdışı faaliyetleri ve özellikle Erasmus+ projeleri kapsamında ciddi vize sorunlarıyla karşı karşıya kalıyor. Avrupa Birliği destekli programlar, uluslararası eğitim faaliyetleri, gençlik değişimleri, kapasite geliştirme çalışmaları ve sivil toplum ağ toplantıları için başvuru yapan birçok temsilci, vize alamadığı için programlara katılım sağlayamıyor.

Yaşanan vize engelleri, yalnızca bireysel mağduriyetlerle sınırlı kalmıyor; Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının uluslararası alanda temsili açısından da ciddi sorunlar yaratıyor. Projeleri kabul edilen, davet mektupları bulunan ve tüm hazırlıklarını tamamlayan temsilciler, vize reddi ya da geç sonuçlanan başvurular nedeniyle toplantılara, eğitimlere ve uluslararası iş birliklerine katılamıyor.

Sivil toplum alanında faaliyet gösteren kuruluşlar, bu durumun uluslararası platformlarda Türkiye’den katılımı zayıflattığını, proje ortaklıklarında güven sorununa neden olduğunu ve kurumların temsil kapasitesini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Özellikle Erasmus+ projelerinde planlanan hareketlilikler, eğitim programları ve ağ kurma faaliyetleri, vize süreçlerinde yaşanan belirsizlikler nedeniyle aksıyor.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan sivil toplum temsilcileri, vize sorununun sahada yeni bir dengesizlik oluşturduğunu ifade ediyor. Temsilciler, halihazırda yeşil pasaportu veya gri pasaportu bulunan kişilere daha fazla rağbet gösterildiğini, bunun da sivil toplum alanında görev dağılımı ve temsil adaleti açısından sorun yarattığını dile getiriyor.

Bir sivil toplum temsilcisi, “Projelerimiz kabul ediliyor, davet mektuplarımız hazır oluyor ancak vize sürecinde yaşanan belirsizlik nedeniyle programa katılamıyoruz. Bu durum hem emek kaybına hem de kurumsal güven sorununa yol açıyor.” dedi.

Başka bir temsilci ise uluslararası temsilde ciddi bir daralma yaşandığını belirterek, “Vize alamama ihtimali nedeniyle bazı kurumlar, projelerde yalnızca yeşil pasaportu ya da gri pasaportu olan kişileri görevlendirmeye yöneliyor. Bu da liyakat, uzmanlık ve deneyim yerine pasaport türünün belirleyici hale gelmesine neden oluyor.” ifadelerini kullandı.

Sivil toplum alanında çalışan bir başka yetkili, bu durumun gençlik ve eğitim projelerinde daha görünür hale geldiğini vurgulayarak, “Erasmus+ faaliyetleri gençlerin ve sivil toplum çalışanlarının uluslararası deneyim kazanması için çok önemli. Ancak vize sorunu nedeniyle uygun katılımcılar yerine vize problemi yaşamayacak kişilerin tercih edilmesi, projelerin niteliğini de etkiliyor.” açıklamasında bulundu.

Yurtdışı faaliyetlerinde görev alan bir temsilci de sürecin maddi kayıplara neden olduğunu belirterek, “Uçak bileti, konaklama, proje bütçesi ve organizasyon giderleri önceden planlanıyor. Vize çıkmadığında hem katılımcılar hem de kurumlar ciddi mağduriyet yaşıyor. Bu nedenle bazı kurumlar risk almamak için pasaport avantajı olan temsilcilere yönelmek zorunda kalıyor.” dedi.

Bir diğer sivil toplum çalışanı ise vize retlerinin çoğu zaman yeterli açıklama yapılmadan verildiğini ifade ederek, “Başvuru dosyaları eksiksiz hazırlanmasına rağmen ret yanıtı alınabiliyor. Bu belirsizlik, sivil toplum kuruluşlarının uzun vadeli planlama yapmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Sivil toplum kuruluşları, vize süreçlerinde yaşanan sorunların çözülmesi için daha şeffaf, hızlı ve kolaylaştırıcı mekanizmaların hayata geçirilmesini talep ediyor. Temsilciler, uluslararası projelerde yer alan sivil toplum çalışanlarının, gençlik çalışanlarının, gönüllülerin ve uzmanların desteklenmesi gerektiğini belirterek, vize engellerinin Türkiye’nin uluslararası sivil toplum iş birliklerine ve temsil gücüne zarar verdiğine dikkat çekiyor.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

DEKAFOK Jandarma Personeline Deniz Kaplumbağaları Koruma Çalışmalarını Anlattı

HIZLI YORUM YAP

error: Content is protected !!