a

COP31’de Beklenmedik Uyum Simon Stiell: Kurum, Bowen ve BM Aynı Hizada!

Türk sivil toplumu için küresel iklim diplomasisinde dikkat çeken ve umut veren bir gelişme yaşandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi İcra Sekreteri Simon Stiell, Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen BM Haziran İklim Toplantıları kapsamında yaptığı konuşmada, iklim müzakerelerinin daha etkili, adil, hızlı ve uygulama odaklı hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. 

Stiell’in açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri, yalnızca devletlerin değil, sivil toplumun, yerel aktörlerin, uzmanların, gençlerin, çevre örgütlerinin ve hükümet dışı paydaşların da sürece daha güçlü şekilde dahil edilmesi oldu. BM İklim Şefi, süreç iyileştirmeleri ve öneriler konusunda Taraf ülkelerin yanı sıra “non-Party stakeholders” olarak tanımlanan hükümet dışı paydaşların da görüşlerinin alınacağını belirtti. Bu ifade, Türk sivil toplumu için uluslararası iklim politikalarına katkı sunma açısından önemli bir fırsat anlamına geliyor. 

Bu gelişme, özellikle COP31’in Türkiye’de yapılacak olması nedeniyle daha da kritik hale geliyor. 2026 BM İklim Değişikliği Konferansı’nın Antalya’da düzenlenmesi, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları, çevre hareketleri, gençlik örgütleri, yerel inisiyatifler, akademi ve hak temelli kuruluşlar için küresel iklim gündemine doğrudan temas etme imkânı sunuyor. Türkiye COP31 sürecinde ev sahibi ülke olurken, Avustralya’nın müzakere başkanlığı rolüyle süreç Türkiye-Avustralya iş birliği üzerinden yürütülecek. 

BM’nin verdiği mesaj, iklim krizine karşı çözüm üretmek isteyen Türk sivil toplumu açısından adeta “küresel masada yer açılıyor” anlamına geliyor. Stiell, konuşmasında iklim felaketlerinin her yıl ağırlaştığını, dünyanın 1,5 derece hedefi yolunda olmadığını ve daha hızlı iklim eylemine ihtiyaç duyulduğunu da ifade etti. Bu tablo, sivil toplumun yalnızca izleyici değil, çözümün aktif parçası olması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. 

Türk sivil toplum kuruluşları için bu süreç; iklim adaleti, yenilenebilir enerji, adil dönüşüm, kentlerin dirençliliği, afetlere hazırlık, tarım, su krizi, gençlik katılımı ve kırılgan grupların korunması gibi başlıklarda uluslararası karar vericilere doğrudan katkı sunma fırsatı yaratabilir.

Özellikle COP31 öncesinde Türkiye’de faaliyet gösteren çevre örgütleri, hak temelli kuruluşlar, yerel yönetimlerle çalışan STK’lar, kadın ve gençlik örgütleri için yeni bir dönem başlayabilir. BM’nin “paydaşları dinleme” mesajı, Türkiye’de sivil toplumun iklim politikalarında daha görünür, daha etkili ve daha stratejik bir aktör haline gelmesi için güçlü bir zemin oluşturuyor.

Kısacası bu açıklama, Türk sivil toplumu için sıradan bir diplomatik mesaj değil; iklim mücadelesinde uluslararası alana açılan tarihi bir fırsat olarak değerlendiriliyor. COP31’e doğru ilerlerken Türkiye’deki STK’ların hazırlayacağı raporlar, öneriler, kampanyalar ve savunuculuk çalışmaları, küresel iklim gündeminde çok daha fazla karşılık bulabilir.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Dünyaca Ünlü Change.org’a Türkiye’de Erişim Engeli: Milyonlarca Kullanıcıyı Etkileyen Kritik Karar!

HIZLI YORUM YAP

error: Content is protected !!