Bugün sorulması gereken soru artık yalnızca “COP31’e kim katılacak?” değil.
Asıl soru şu:
İklim krizi herkesin meselesiyse, COP31’e katılım neden sadece bütçesi güçlü kurumların meselesi haline geliyor?
Sahada çalışan sivil toplum örgütleri için mesele yalnızca kayıt yaptırmak ya da Antalya’ya gitmek değil.
Bir örgütün COP31’de görünür olabilmesi için toplantılara katılması, karar vericilerle temas kurması, yabancı kurumlarla görüşmesi, politika notu sunması, materyal hazırlaması, gerektiğinde çeviri desteği alması, medya ilişkisi yürütmesi ve zirve sonrasında savunuculuk çıktısı üretmesi gerekiyor.
Bunların tamamı ayrı bir maliyet.
Ve bu maliyet, iklim krizini en yakından yaşayan topluluklarla çalışan birçok örgüt için daha şimdiden ciddi bir katılım engeline dönüşmüş durumda.
Sivil Toplum Haber, COP31 dönemine ilişkin katılım maliyetini hesaplamak için konaklama, ulaşım, yerel transfer ve organizasyon giderleri alanında faaliyet gösteren üç ayrı firmadan ön fiyat teklifi aldı.
Alınan teklifler kesin rezervasyon ya da nihai sözleşme niteliği taşımıyor. Ancak COP31 tarihlerinde Antalya’da oluşan piyasa fiyatlarını ve bir sivil toplum ekibinin karşılaşabileceği temel maliyetleri görmek açısından önemli bir tablo ortaya koyuyor.
Hesaplama, Türkiye’den üç kişilik bir sivil toplum ekibinin 10 gün boyunca COP31’e katılması üzerinden yapıldı.
Alınan ön fiyat tekliflerine göre COP31 döneminde bir kişinin 10 günlük konaklama maliyeti yaklaşık 270 bin TLseviyesine ulaşıyor.
Aynı konaklama düzeninde iki ya da üç kişi kalınması halinde her ek kişi için yaklaşık yüzde 35 oranında fiyat artışı oluşuyor.
| Konaklama senaryosu | 10 günlük tahmini toplam maliyet |
|---|---|
| 1 kişi | 270.000 TL |
| 2 kişi | 364.500 TL |
| 3 kişi | 459.000 TL |
Bu tablo yalnızca konaklamayı gösteriyor.
Henüz uçak ya da otobüs bileti yok.
Henüz yemek yok.
Henüz şehir içi ulaşım yok.
Henüz materyal, çeviri, ekip koordinasyonu ve görünürlük çalışması yok.
Yani COP31’e katılım maliyetinin en büyük kalemi daha ilk adımda yüz binlerce liraya ulaşıyor.
Türkiye içinden COP31’e katılmak isteyen üç kişilik bir sivil toplum ekibinin temel giderleri hesaplandığında ortaya çıkan tablo şöyle:
| Gider kalemi | Hesaplama | Tahmini maliyet |
|---|---|---|
| 10 gece konaklama | 3 kişilik konaklama | 459.000 TL |
| Şehirlerarası ulaşım | 15.000 TL x 3 kişi | 45.000 TL |
| Yemek, kahve ve günlük saha giderleri | 10 gün x 3 kişi | 60.000 TL |
| Yerel transfer / şehir içi ulaşım | Havalimanı, otel, zirve alanı, taksi ve ek transferler | 35.000 TL |
| Materyal basımı / görünürlük | Politika notu, broşür, kartvizit, afiş, QR içerik | 50.000 TL |
| Çeviri / kısa metin desteği | İngilizce özet, sunum kontrolü, kısa politika notu çevirisi | 25.000 TL |
| Ekip, iletişim, sigorta ve raporlama giderleri | İnternet, telefon, ekipman, sigorta, içerik üretimi | 45.000 TL |
| Yan etkinlik hariç toplam | 719.000 TL | |
| İhtiyat payı | Yaklaşık yüzde 10 | 72.000 TL |
| Gerçekçi toplam | 791.000 TL |
Bu hesaplamaya göre Türkiye’den üç kişilik bir sivil toplum ekibinin COP31’e yan etkinlik düzenlemeden katılım maliyeti yaklaşık 791 bin TL seviyesine ulaşıyor.
Eğer bu ekip zirvede yalnızca izleyici olmakla yetinmeyip küçük bir toplantı, basın buluşması, yan etkinlik, teknik destekli sunum, fotoğraf-video çalışması veya görünürlük faaliyeti yapmak isterse maliyet daha da artıyor.
| Ek gider | Tahmini maliyet |
|---|---|
| Olası yan etkinlik / paralel toplantı / görünürlük faaliyeti | 150.000 – 300.000 TL |
| Yan etkinlik dahil toplam | 941.000 – 1.091.000 TL |
Yani Türkiye’den gelen üç kişilik bir sivil toplum ekibi için COP31’e etkili katılım maliyeti 1 milyon TL sınırına dayanıyor.
Türkiye dışından gelecek sivil toplum örgütleri için maliyet daha da yükseliyor.
Uluslararası uçuşlarda COP31 döneminde kişi başı ortalama gidiş-dönüş maliyetinin yaklaşık 1.000 avro seviyesine çıkabileceği varsayıldığında, üç kişilik bir ekip için yalnızca uçuş maliyeti yaklaşık 160 bin TL ediyor. Avrupa Merkez Bankası’nın temmuz 2026 başındaki referans kurunda avro/TL 53 seviyesinin üzerinde işlem görüyor.
Üç kişilik uluslararası bir sivil toplum ekibi için tahmini tablo şöyle:
| Gider kalemi | Hesaplama | Tahmini maliyet |
|---|---|---|
| 10 gece konaklama | 3 kişilik konaklama | 459.000 TL |
| Uluslararası uçuşlar | 1.000 avro x 3 kişi | 160.000 TL |
| Vize, seyahat sigortası ve belge giderleri | 3 kişilik ekip | 45.000 TL |
| Yemek ve günlük saha giderleri | 10 gün x 3 kişi | 75.000 TL |
| Yerel transfer | Havalimanı, otel, zirve alanı, şehir içi ulaşım | 40.000 TL |
| Materyal / görünürlük | İngilizce materyal, baskı, dijital içerik | 60.000 TL |
| Çeviri / dil desteği | Kısa çeviri, toplantı notu, sunum desteği | 35.000 TL |
| Ekip, iletişim, koordinasyon ve raporlama | SIM kart, internet, ekipman, içerik, yerel destek | 60.000 TL |
| Yan etkinlik hariç toplam | 934.000 TL | |
| İhtiyat payı | Yaklaşık yüzde 10 | 93.000 TL |
| Gerçekçi toplam | 1.027.000 TL |
Uluslararası bir ekibin yan etkinlik, basın toplantısı, resepsiyon, teknik sunum, çeviri veya görünürlük çalışması yapmak istemesi halinde maliyet daha da büyüyor.
| Ek gider | Tahmini maliyet |
|---|---|
| Olası yan etkinlik / paralel toplantı / görünürlük faaliyeti | 200.000 – 400.000 TL |
| Yan etkinlik dahil toplam | 1.227.000 – 1.427.000 TL |
Bu tablo, COP31’e uluslararası sivil toplum katılımının da yalnızca akreditasyonla çözülemeyecek kadar maliyetli hale geldiğini gösteriyor.
COP31 gibi zirveler yalnızca resmi toplantılardan ibaret değil.
Bu zirveler aynı zamanda kurumların görünür olduğu, yeni ortaklıklar kurduğu, fon verenlerle temas ettiği, politika yapıcılarla görüşmeler yaptığı ve geleceğin iklim gündeminde yer edinmeye çalıştığı büyük diplomasi alanları.
Bütçesi güçlü kurumlar pavyon açabilir.
Yan etkinlik düzenleyebilir.
Profesyonel iletişim ekipleriyle çalışabilir.
Medya ilişkisi kurabilir.
Karar vericilerle özel toplantılar organize edebilir.
Kendi gündemini uluslararası alanda görünür hale getirebilir.
Peki yerelde çalışan bağımsız sivil toplum örgütleri ne yapacak?
İklim krizinin etkilerini sahada gören, yangın bölgesinde çalışan, sel sonrası dayanışma kuran, kuraklıkla mücadele eden, gençlerle, kadınlarla, çiftçilerle, afet mağdurlarıyla ve kırılgan gruplarla çalışan örgütler aynı masaya nasıl ulaşacak?
Eğer bir örgüt daha baştan 800 bin TL ile 1 milyon TL arasında bir maliyeti göze almak zorundaysa, COP31 katılımı birçok kurum için demokratik bir hak olmaktan çıkıp finansal bir ayrıcalığa dönüşebilir.
COP31 resmi portalına göre Blue Zone, UNFCCC tarafından yönetilen resmi müzakere alanı. Bu alana yalnızca akredite delegeler, gözlemci kuruluşlar, BM ajansları ve medya temsilcileri girebiliyor. Resmi iklim müzakereleri, liderler zirvesi, ülke pavyonları, yüksek düzeyli paneller ve yan etkinlikler bu bölgede yapılacak.
Green Zone ise daha geniş katılıma açık bir alan olarak duyuruluyor.
Ancak sivil toplum açısından kritik soru burada başlıyor:
Yerelde çalışan örgütler yalnızca Green Zone’da görünürlük mü sağlayacak, yoksa kararların şekillendiği alanlara gerçekten temas edebilecek mi?
STGM’nin COP31’e ilişkin değerlendirmesinde de sivil toplumun yalnızca izleyici değil, aktör olması gerektiği vurgulanıyor. Aynı değerlendirmede Blue Zone ile Green Zone ayrımının karar vericiler ile hak savunucuları arasındaki mesafeyi koruduğuna dikkat çekiliyor.
Bu nedenle COP31’in kapsayıcılığı yalnızca kaç kişinin Antalya’ya geldiğiyle değil, kimlerin gerçekten karar süreçlerine yaklaşabildiğiyle ölçülecek.
Bugün en önemli eksiklerden biri, COP31’e katılmak isteyen yerel, bağımsız ve hak temelli sivil toplum örgütleri için görünür, erişilebilir ve doğrudan katılımı destekleyen özel bir hibe mekanizmasının bulunmaması.
Resmi sayfalarda konaklama, transfer, Blue Zone, Green Zone, pavyon ve ofis alanları gibi başlıklar yer alıyor. UNFCCC’nin katılımcı bilgilendirme sayfasında da konaklama, sağlık, güvenlik, belge ve katılımcı süreçlerine ilişkin bilgiler paylaşılıyor. Ancak sivil toplum örgütlerinin seyahat, konaklama, materyal, çeviri, görünürlük ve ekip giderlerini karşılayacak özel bir katılım fonu kamuya açık resmi başlıklar arasında görünmüyor.
Bu durum COP31’in en kritik tartışmalarından birini gündeme getiriyor:
İklim adaleti konuşulacak bir zirvede, katılım adaleti nasıl sağlanacak?
COP31’de kayıp ve zarar, iklim finansmanı, adil dönüşüm, uyum politikaları, karbon azaltımı, su krizi, gıda güvenliği, afetler ve kırılgan gruplar konuşulacak.
Fakat bu başlıkların gerçek karşılığı çoğu zaman sahada.
Selden sonra mahallede kalan örgütte.
Yangından sonra köyde çalışan gönüllüde.
Kuraklıktan etkilenen çiftçiyle temas kuran dernekte.
Gençlerin iklim kaygısını görünür kılan inisiyatifte.
Kadınların afet sonrası yükünü belgeleyen hak örgütünde.
Su krizini yerelde izleyen çevre grubunda.
Eğer bu aktörler maliyetler nedeniyle COP31’e etkili biçimde katılamazsa, zirvede iklim krizi konuşulur ama krizin sahadaki gerçek sesi eksik kalır.
Bu yalnızca sivil toplumun sorunu değil.
Bu, COP31’in meşruiyet sorunudur.
COP31’in gerçekten kapsayıcı bir zirve olabilmesi için acilen COP31 Katılım Adaleti Fonu kurulmalı.
Bu fon; yerelde çalışan, bağımsız, hak temelli ve sınırlı bütçeyle faaliyet gösteren sivil toplum örgütlerinin seyahat, konaklama, materyal, çeviri, görünürlük, raporlama ve yan etkinlik giderlerini karşılamalı.
Özellikle gençlik, kadın, çevre, afet, kırsal kalkınma, engellilik, göç, su hakkı, gıda güvenliği, insan hakları ve iklim adaleti alanlarında çalışan örgütler için özel kota oluşturulmalı.
Bu destek yalnızca bir kolaylık olarak görülmemeli.
Bu, COP31’in “herkes için iklim eylemi” iddiasının sahadaki karşılığı olmalı.
COP31, Türkiye için büyük bir diplomatik fırsat.
Antalya’nın küresel iklim diplomasisinin merkezine dönüşmesi, Türkiye’de iklim politikalarının daha fazla tartışılması ve sivil toplumun sürece dahil edilmesi önemli bir imkân yaratabilir.
Ancak bu imkân yalnızca bütçesi güçlü kurumların erişebildiği bir alana dönüşürse, zirvenin toplumsal etkisi sınırlı kalır.
Bugün Antalya’dan dünyaya sorulması gereken soru nettir:
COP31’de iklim adaleti konuşulacaksa, önce katılım adaleti sağlanacak mı?
Daha açık soralım:
İklim krizi herkesin meselesiyse, COP31’e katılım neden sadece bütçesi güçlü kurumların meselesi haline geliyor?
Uluslararası İlişkiler Gençlik Platformu Diplomaside Genç Kadın Katılımı Toplantısı Düzenledi
1
İklim Eyleminde Yeni Dönem: Ülkeleri Güçlendirecek Stratejik Anahtar Şeffaflık mı?
2
COP31’e STK Delegasyonu İçin Son Saatler: Süre Bu Gece 00.59’da Doluyor
3
Diyalizde Atık Su Geri Kazanıldı: İlk Ayda 46 Bin Litre Tasarruf Sağlandı
4
Değişim Elçileri Programı Antalya’da Başlıyor
5
COP31’in Görünmeyen Faturası: İklim Zirvesine Katılım Sivil Toplum İçin 1 Milyon TL’ye Dayandı
Fuat Keyman’ın Ardından 2 Yıl Geçti: Türkiye Onun Anlattığı Demokrasiyi Hâlâ Arıyor
e-Gençlik’ten 2010 Dünya Gençlik Kongresi Paylaşımı
KRE-AKT’ın Kazananları Açıklandı
ERC 2027 Consolidator Grant Başvuruları Açıldı
İsveç Sarayı’nda Teknoloji Buluşması
Engelli Hakları İçin Yeni Nesil Savunuculuk Projesi Gençlik Akademisi Tamamlandı
TTGV Öncül Proje Programı’nda İlk İmzalar Atıldı: Dört Teknoloji Projesi Hayata Geçirilecek
PACE Projesi’nin İlk Yerel Katılım Çalıştayı Hatay Defne’de Gerçekleştirildi
Hatay’da Denizel İstilacı Türlere Karşı Farkındalık Etkinliği Düzenlendi
EGED Engelli Hakları İçin Yeni Nesil Savunuculuk Gençlik Akademisi’ni Tamamladı