a

Romani Godi Sulukule’de Yerinden Edilme Hafızasını Hatırlattı

Romani Godi, Gülsüm Abla’nın Sulukule’deki mavi badanalı evi için verdiği mücadeleyi hatırlatan bir paylaşım yaptı. Paylaşımda, bir mahallenin yıkılmasının yalnızca evlerin değil, yaşamın, hafızanın, komşulukların ve aidiyetlerin de yerinden edilmesi anlamına geldiği vurgulandı.

Romani Godi, Sulukule’de yerinden edilme hafızasına ve Gülsüm Abla’nın mavi badanalı evi için verdiği mücadeleye dikkat çeken bir paylaşım yayımladı.

Paylaşımda, “Bir mahalleyi yıkmak, yalnızca evleri yıkmak değildir. İnsanların yaşamını, hafızasını, komşuluklarını ve aidiyetlerini de yerinden etmektir” ifadelerine yer verildi.

Romani Godi, Gülsüm Abla’nın mavi köşkü için verdiği mücadelenin, Sulukule’de yerinden edilmenin ve kaybedilen mahalle yaşamının hafızadaki tanıklıklarından biri olduğunu belirtti.

“Bin Yıllık Tarihi Roman Mahallesi Sulukule”

Romani Godi’nin paylaşımında Sulukule, İstanbul’un bin yıllık tarihi Roman mahallesi olarak anıldı.

Gülsüm Abla’nın Sulukule’de doğup büyüdüğü, Roman kültürünün neşesini, dayanışmasını ve birlikte yaşama pratiğini burada deneyimlediği aktarıldı.

Paylaşımda, dar sokaklarda yankılanan darbuka seslerinin ritmiyle büyüyen Gülsüm Abla’nın hayatın hemen her anını komşularıyla paylaştığı ifade edildi.

2006’da Kentsel Yenileme Süreci Başladı

Paylaşımda, 2006 yılına gelindiğinde darbuka seslerinin yerini buldozerlerin ve iş makinelerinin gürültüsünün aldığı belirtildi.

UNESCO koruması altındaki tarihi mahallede bir kentsel yenileme projesi başlatıldığı aktarıldı.

Romani Godi, Gülsüm Abla’nın “Mavi Köşküm” dediği ve maviye boyadığı gecekondusunu koruyabilmek için mücadele ettiğini belirtti.

Gülsüm Abla’nın projeye karşı dava açtığı ve evinin yıkılmaması için direndiği ifade edildi.

“Yıkılan Yalnızca Bir Ev Değildi”

Paylaşımda, dava henüz sonuçlanmadan Gülsüm Abla’nın dedesinden miras kalan evinin 2009 yılında gözlerinin önünde yıkıldığı belirtildi.

Romani Godi, o anda Gülsüm Abla için yıkılan şeyin yalnızca tuğla ve harçtan ibaret olmadığını vurguladı.

Paylaşımda, evin yıkımıyla birlikte anıların, çocukluğun, gençliğin, evin önünde yapılan düğünün, orada dünyaya gelen çocukların ve torunlar için tavana asılan salıncağın da enkazın altında kaldığı ifade edildi.

Gülsüm Abla’nın molozların altında kalan şeyin yalnızca bir ev değil; bir yaşam biçimi, bir kültür ve yaşayan bir hafıza olduğunu bildiği aktarıldı.

Yerinden Edilen Yaklaşık 3.500 Roman Hatırlatıldı

Romani Godi’nin paylaşımında, yıkımın ardından Gülsüm Abla’nın bir huzurevine yerleştirildiği belirtildi.

Ancak Gülsüm Abla’nın, yerinden edilen diğer yaklaşık 3.500 Roman gibi Sulukule’deki yaşamını, komşularını, evini ve kültürünü hiçbir zaman unutmadığı vurgulandı.

Paylaşımda, Sulukule’nin renkli ve canlı sokaklarının yerini yüksek duvarlarla çevrili, Osmanlı mimarisinden esinlenilen villaların aldığı ifade edildi.

Romani Godi, Gülsüm Abla’nın bir huzurevinde, yıllarca korumak için mücadele ettiği mavi boyalı evini ve geride bıraktığı mahalleyi özleyerek hayatını kaybettiğini aktardı.

Mahkeme Kararı 2019’da Geldi

Paylaşımda, Gülsüm Abla ve diğer mahalle sakinlerinin açtığı davanın 2019 yılında sonuçlandığı belirtildi.

Mahkemenin, kentsel yenileme projesinin kamu yararına uygun olmadığına hükmettiği ifade edildi.

Romani Godi, kararın çok geç geldiğini belirterek mahkeme kararının yıkılmış evleri ve mekânsal hafızayı geri getiremediğini vurguladı.

“Köşk Möşk İstemiyorum, Mahallemi İstiyorum”

Romani Godi, Gülsüm Abla’nın bir röportajında özlemini şu sözlerle dile getirdiğini aktardı:

“Vatanım benim burası, vatanım. Vatanımı istiyorum ben… Beni villaya koymuşlar ne olur? Burada krallar gibi gecekondum var. Bir kâğıt kaplarım, bir badana yaparım, olur mis gibi… Apartmanı ne yapayım ben? 100 kişi var, herkes aynı kapıdan içeri giriyor. Yok, ‘kapıyı hızlı kapadın, yavaş kapadın.’ Evladım, çocuk adam bunlar, elbet gürültü olacak.”

Paylaşımda ayrıca Gülsüm Abla’nın “Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı? Köşk möşk istemiyorum ben, mahallemi istiyorum, mahallemi” sözleri de hatırlatıldı.

Romani Godi, Sulukule’den geriye hafızalarda taşınan anıların ve birkaç filmin kaydettiği görüntülerin kaldığını belirtti.

Paylaşımda, Sulukule yıkımlarına karşı yürütülen uzun soluklu mücadeleye, Gülsüm Abla’nın hikâyesini görünür kılma çabasına ve bu anlatının şekillenmesine sunulan katkılara da teşekkür edildi.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Sabancı Vakfı Etki Ortaklarıyla Bir Araya Geldi

HIZLI YORUM YAP

error: Content is protected !!