Birleşmiş Milletler’de yeni Genel Sekreterin belirlenmesine yönelik süreç resmen başladı. 2027 yılında göreve başlayacak yeni liderin seçimi, yalnızca BM içi bir görev değişimi değil; aynı zamanda sivil toplumun küresel yönetişim mekanizmalarına ne ölçüde dahil edileceğini etkileyecek önemli bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
BM Genel Sekreteri, uluslararası barış ve güvenlik, insan hakları, kalkınma ve çok taraflı iş birliği başlıklarında yalnızca devletlerarası diplomasiyi yöneten bir figür değil; aynı zamanda sivil toplumun sesinin küresel düzeyde ne kadar görünür olacağını etkileyen önemli bir aktör. Bu nedenle yeni seçim süreci, insan hakları örgütleri, kadın örgütleri, gençlik yapıları, insani yardım kuruluşları ve küresel savunuculuk ağları açısından da yakından izleniyor.
Seçim süreci üye devletlerin aday göstermesiyle başlıyor. Ardından adaylar kamuya açık oturumlarda vizyonlarını sunuyor ve üye devletlerin sorularını yanıtlıyor. Nihai karar ise BM Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından veriliyor. Ancak veto yetkisine sahip daimi üyelerin etkisi, sürecin şeffaflığı ve kapsayıcılığına ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Bu noktada sivil toplum açısından temel mesele yalnızca yeni Genel Sekreterin kim olacağı değil; nasıl bir liderlik anlayışının öne çıkacağı. Özellikle sivil alanın daraldığı, insan hakları savunucularının baskı altında olduğu ve çok taraflı sistemin güven kaybettiği bir dönemde, yeni liderin sivil toplumla daha açık, düzenli ve anlamlı ilişki kurması bekleniyor.
2026 seçim sürecinde cinsiyet eşitliği, bölgesel temsil ve katılımcı yönetişim talepleri daha görünür hale geliyor. BM tarihinde bugüne kadar hiçbir kadının Genel Sekreter olmamış olması da kadın hakları savunucuları ve eşitlik odaklı ağların bu sürece daha güçlü müdahil olmasına neden oluyor.
Bu çerçevede yeni Genel Sekreter seçimi, yalnızca diplomatik bir yarış değil; sivil toplumun, insan haklarının ve kamusal yararın BM sisteminde nasıl temsil edileceğine dair önemli bir sınav niteliği taşıyor. 2027 sonrası dönemde BM’nin krizlere yaklaşımı kadar, sivil toplumla kuracağı ilişki de bu seçimle birlikte yeniden şekillenecek.
Uluslararası Af Örgütü: “Predatory çağ” kapıda – devletlere uluslararası hukuku savunma çağrısı
1
Paris’te Filistin Halkıyla Dayanışma Yürüyüşü: Binlerce Kişi Ateşkes ve Boykot Çağrısı Yaptı
2
İklim Eyleminde Yeni Dönem: Ülkeleri Güçlendirecek Stratejik Anahtar Şeffaflık mı?
3
Özel Haber: İngiltere’deki 74 Milyon Sterlinlik Yardım Vakfı Soruşturmasında Türkiye Bağlantısı: Dosyadaki İsim İstanbul’da Yaşıyor
4
Mauritius’ta Toplanma Cezaları Ağırlaşıyor: Sendikalardan Özgürlük Uyarısı
5
Hong Kong’da Çıkan Yangında 340’a Yakın Evcil Hayvan Etkilendi: En Az 45’i Öldü
Fuat Keyman’ın Ardından 2 Yıl Geçti: Türkiye Onun Anlattığı Demokrasiyi Hâlâ Arıyor
e-Gençlik’ten 2010 Dünya Gençlik Kongresi Paylaşımı
KRE-AKT’ın Kazananları Açıklandı
ERC 2027 Consolidator Grant Başvuruları Açıldı
İsveç Sarayı’nda Teknoloji Buluşması
Engelli Hakları İçin Yeni Nesil Savunuculuk Projesi Gençlik Akademisi Tamamlandı
TTGV Öncül Proje Programı’nda İlk İmzalar Atıldı: Dört Teknoloji Projesi Hayata Geçirilecek
PACE Projesi’nin İlk Yerel Katılım Çalıştayı Hatay Defne’de Gerçekleştirildi
Hatay’da Denizel İstilacı Türlere Karşı Farkındalık Etkinliği Düzenlendi
EGED Engelli Hakları İçin Yeni Nesil Savunuculuk Gençlik Akademisi’ni Tamamladı