a

ASTP ve ANFİDAP’tan NATO Toplantısına Karşı Basın Açıklaması

Ankara Sivil Toplum Platformu (ASTP) ve Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP), NATO toplantısına karşı basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı ASTP dönem sözcüsü ve Memur-Sen İl Temsilcisi Nevzat Öylek yaptı.

Ankara Sivil Toplum Platformu (ASTP) ve Ankara Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP), NATO toplantısına karşı ortak basın açıklaması yaptı.

Açıklamayı ASTP dönem sözcüsü ve Memur-Sen İl Temsilcisi Nevzat Öylek gerçekleştirdi.

“NATO Toplantısına Karşı Basın Açıklamamız” başlığıyla yapılan açıklamada, bir araya geliş nedeninin yalnızca askerî bir ittifakı ya da diplomatik bir toplantıyı protesto etmek olmadığı belirtildi. Açıklamada, bölgenin, Türkiye’nin ve “mazlum halkların geleceğini doğrudan ilgilendiren küresel bir tahakküm düzenine” itiraz edildiği ifade edildi.

ASTP ve ANFİDAP açıklamasında, NATO zirvelerinin kamuoyuna çoğu zaman güvenlik, savunma ve diplomasi toplantıları olarak sunulduğu; ancak bu zirvelerde bölgesel savaşların, silahlanma politikalarının, küresel sömürü düzeninin ve farklı coğrafyaların geleceğinin konuşulduğu savunuldu.

Açıklamada, NATO zirvesinin “uzak bir diplomatik gündem” olarak görülmediği, insanlığın adalet, barış ve bağımsızlık arayışını ilgilendiren bir mesele olarak değerlendirildiği belirtildi.

NATO’nun 1949’da ABD öncülüğünde, Soğuk Savaş şartlarında Sovyetler Birliği’ne karşı Batı bloğunu askerî olarak örgütlemek amacıyla kurulduğu hatırlatılan açıklamada, NATO’nun tarihsel işlevinin yalnızca savunma ile sınırlı kalmadığı savunuldu.

Açıklamada NATO’nun, “Batı merkezli emperyal siyasi, askerî ve ekonomik düzenin korunması, genişletilmesi ve gerektiğinde askerî güçle tahkim edilmesi” yönünde rol üstlendiği iddia edildi.

ASTP ve ANFİDAP, NATO’nun ilan edilen amacının “kolektif güvenlik” olduğunu; ancak fiilî ve örtük rolünün Batı’nın küresel çıkar düzenini korumak olduğunu savundu. Açıklamada NATO’nun bağımsız ve tarafsız bir güvenlik örgütü olmadığı, küresel güç mücadelesinde Batı blokunun askerî kalkanı olarak hareket ettiği ileri sürüldü.

Açıklamada NATO’nun demokrasi, insan hakları, güvenlik ve istikrar söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldığı; müdahil olduğu birçok coğrafyada ise barış yerine savaş, yıkım ve istikrarsızlık ürettiği ifade edildi.

NATO’nun yalnızca askerî bir ittifak olarak değil, “küresel sömürü düzeninin güvenlik aparatı” olarak değerlendirilmesi gerektiği savunulan açıklamada, IMF ve Dünya Bankası, çok uluslu şirketler, silah endüstrisi, küresel medya ve diplomatik baskı mekanizmalarına da atıf yapıldı.

ASTP ve ANFİDAP açıklamasında, NATO’nun sicilinin “yalnızca savunma ittifakı söylemiyle açıklanamayacak kadar karanlık ve tartışmalı” olduğu belirtildi. Afganistan, Libya ve Irak örnekleri üzerinden NATO ve NATO üyesi ülkelerin ilişkilendirildiği askerî süreçler eleştirildi.

Açıklamada İran’da 1953 Darbesi, Yunanistan’da 1967 Cuntası, Türkiye’de 1960, 1971 ve 1980 askerî müdahaleleri, Şili’de 1973 Darbesi, Pakistan’da 1958 ve 1977 darbeleri gibi örnekler de Batı güvenlik mimarisi, NATO stratejisi ve NATO’nun öncü ülkelerinin müdahale politikaları bağlamında gündeme getirildi.

Gladio ve kontrgerilla yapılanmalarının da NATO’nun yalnızca savunma örgütü olmadığını, aynı zamanda gizli ve illegal güvenlik ağlarıyla ülkelerde sosyal ve siyasal mühendislikler yaptığını gösterdiği savunuldu.

Açıklamada, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi de Türkiye açısından NATO’ya duyulan güvensizlik bağlamında değerlendirildi. Darbe girişimine katılan bazı askerî personelin NATO görevlerinde bulunmuş olması, İncirlik Üssü etrafında yaşanan tartışmalar, bazı askerî personelin NATO üyesi ülkelere sığınma talebinde bulunması ve bu taleplerin kabul edilmesi eleştirildi.

ASTP ve ANFİDAP, NATO’nun büyük ölçüde ABD hegemonyası anlamına geldiğini savundu. Açıklamada NATO’nun genişleme politikaları, füze savunma sistemleri, askerî harcama hedefleri ve kriz bölgelerindeki pozisyonunun çoğu zaman ABD’nin küresel çıkarlarıyla paralel ilerlediği ifade edildi.

Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya üye olduğu hatırlatılan açıklamada, resmî söylemde bu üyeliğin Türkiye’ye güvenlik şemsiyesi, askerî modernleşme ve Batı ittifakıyla stratejik ortaklık sağladığı; ancak zamanla NATO üyeliğinin Türkiye açısından güvenlik kadar bağımlılık, baskı ve güvensizlik üreten bir yapıya dönüştüğü savunuldu.

Açıklamada, Türkiye topraklarında bulunan yabancı kullanımına açık askerî tesisler ve müttefik görünen ülkelerin Türkiye’nin güvenlik kaygılarına duyarsız kalması NATO üyeliğinin ağır mahzurları olarak değerlendirildi.

ASTP ve ANFİDAP, NATO’nun Türkiye gibi stratejik bir ülkenin askerî kararlarını bağımsız biçimde almasına, üslerini kendi egemenlik anlayışıyla denetlemesine, savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltmasına ve dış politikasını kendi milletinin iradesine göre belirlemesine hiçbir zaman rıza göstermeyeceğini savundu.

Açıklamada NATO’nun terör konusundaki çifte standardının da saklanamaz hâle geldiği ifade edildi. Irak, Suriye, Doğu Akdeniz, terörle mücadele ve bölgesel politikalar başlıklarında NATO üyesi ülkelerin tutumunun Türkiye’nin millî çıkarlarıyla sık sık çeliştiği ileri sürüldü.

Basın açıklamasında İsrail ve Filistin meselesine de geniş yer verildi. İsrail’in NATO üyesi olmamasına rağmen NATO ile özel ilişkiler geliştirdiği, Akdeniz Diyaloğu, askerî iş birlikleri, diplomatik temaslar ve güvenlik ortaklıkları üzerinden Batı güvenlik mimarisinin ayrıcalıklı aktörlerinden biri hâline geldiği savunuldu.

Açıklamada, NATO’nun İsrail’in işgal, saldırı, abluka ve soykırım politikaları karşısında fiilen İsrail’i koruyan Batı blokunun parçası olarak hareket ettiği öne sürüldü.

Gazze’de yaşananlara ilişkin bölümde, çocukların, kadınların, yaşlıların, hastanelerin, okulların, camilerin, kiliselerin ve mülteci kamplarının hedef alındığı belirtilerek NATO’nun “insan hakları”, “güvenlik” ve “uluslararası hukuk” söylemlerinin çöktüğü savunuldu.

Açıklamada NATO zirvelerinin aynı zamanda silah endüstrisinin, savaş ekonomisinin ve militarizmin büyütüldüğü platformlar olduğu ifade edildi. Her zirvede daha fazla savunma harcaması, silahlanma, askerî yığınak ve düşmanlaştırma politikasının konuşulduğu belirtildi.

ASTP ve ANFİDAP, halklara kemer sıkma politikaları dayatılırken eğitim, sağlık ve sosyal politikalardan kesilen kaynakların silah şirketlerine, savaş baronlarına ve savunma sanayisine aktarıldığını savundu.

Açıklamanın sonunda NATO’nun savaş politikaları, İsrail’le kurulan askerî, siyasi ve diplomatik iş birliği, teröre karşı çifte standartlı müttefiklik anlayışı, küresel sömürü düzeni ve bu düzenin silahlı bekçiliğini yapan NATO politikaları reddedildi.

ASTP ve ANFİDAP, “Bizim itirazımız; emperyalizme, işgale, sömürüye ve küresel zorbalığa karşı insan onurunu savunma iradesidir” ifadelerine yer verdi.

Açıklama, “Adil, bağımsız ve insan onurunu esas alan yeni bir dünya mümkündür. Ve biz bu dünyanın tarafındayız” sözleriyle tamamlandı.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü Dernekler İçin UETS Aktivasyon Kılavuzunu Paylaştı

HIZLI YORUM YAP

error: Content is protected !!