Sivil toplumun en kritik yapı taşlarından biri çatı örgütlerdir. Çünkü çatı kuruluşlar, farklı kurumları bir araya getirmek, ortak aklı büyütmek, üyelerinin sesini güçlendirmek ve birlikte hareket etme kapasitesi oluşturmak için vardır. En azından olması gereken budur. Ancak sahada ve süreçlerde gördüğümüz tablo, her zaman bu ideal çerçeveyle örtüşmüyor.
Bugün birçok çatı örgüt, üyeleriyle birlikte karar alan bir yapı olmaktan uzaklaşıp, üyeleri adına tek başına konuşan bir merkeze dönüşme riski taşıyor. Sorun tam da burada başlıyor. Katılımın kısıtlandığı, kararların dar bir çevrede alındığı, tabanın yalnızca onay vermesi beklenen yapılarda temsil duygusu zayıflıyor. Hatta bazı örneklerde üyelere bile danışılmadığını, önemli süreçlerin dışında tutulduklarını görüyoruz. Görüşü alınmayan, karar mekanizmalarına dahil edilmeyen, sadece sonuç açıklandığında haberdar edilen üyeler zamanla kendilerini yapının asli unsuru değil, kenarında duran bir figür gibi hissetmeye başlıyor.
Oysa çatı örgüt dediğiniz şey, üyelerinin üstünde duran bir merkez değildir. Üyeleri arasında denge kuran, farklı fikirleri buluşturan, ortak karar süreçlerini işleten, tabanın iradesini görünür kılan bir yapıdır. Eğer bir çatı örgüt bunu yapmıyorsa, orada isim var ama ruh yok demektir. Çünkü sivil toplumda meşruiyet sadece tüzükten gelmez; katılımdan gelir. Temsil sadece unvanla kurulmaz; danışmayla, paylaşmayla, dahil etmeyle kurulur.
Bugün sivil toplum alanında tabanda bir rahatsızlık olduğunu artık daha açık görüyoruz, daha sık duyuyoruz. İnsanlar sadece yapılan işe değil, nasıl yapıldığına da bakıyor. Sadece ortaya çıkan sonuca değil, o sonuca hangi yöntemle varıldığına da dikkat ediyor. Pek çok yapıda üyeler artık daha net soruyor: “Biz bu sürecin neresindeyiz?” Bu soru küçümsenecek bir soru değildir. Tam tersine, bu soru bir uyarıdır. Çünkü bir yapının tabanı bu soruyu sormaya başladıysa, orada aidiyet zedelenmeye başlamış demektir.
Bazı güncel tartışmalar ve kimi ağ yapılarında yaşanan süreçler de bize bunu hatırlatıyor. Denge Denetleme Ağı etrafında konuşulanlar da dahil olmak üzere, mesele yalnızca tek bir kurumun meselesi değildir. Asıl mesele daha geniştir: Üyelerin yeterince dahil edilmediği, süreçlerin ortak akılla yürütülmediği, kararların şeffaf biçimde paylaşılmadığı her çatı örgüt benzer risklerle karşı karşıyadır. Bir örnek bugün bir yerde görünür olur, yarın başka bir yapıda başka biçimde ortaya çıkar. Çünkü sorun kişisel değil, yapısaldır.
Ve bu yapısal sorun uzun vadede her kurumu yorar. Dışarıdan bakıldığında her şey yerinde gibi görünebilir. Açıklamalar yapılır, toplantılar sürer, etkinlikler devam eder, tabelalar yerinde durur. Ama içeride güven kaybı başlamışsa, o yapı zamanla duraksamaya girer. Enerjisini kaybeder. Üyelerinin heyecanını kaybeder. Sonra etkisini kaybeder. En sonunda da anlamını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. Bu yüzden böyle davranan çatı örgütlerin bir gün kapanması, etkisizleşmesi ya da uzun süreli bir durgunluğa girmesi şaşırtıcı değildir; aksine oldukça olağandır.
Çünkü sivil toplumda hiçbir yapı, üyelerinin iradesinden bağımsız biçimde uzun süre ayakta kalamaz. Tabanı duymayan, eleştiriyi tehdit gibi gören, katılımı yalnızca şeklen işleten bir anlayış bir süre yol alabilir; ama güven üretmeden kalıcılık sağlayamaz. Sivil toplumun gücü, yukarıdan kurulan otoritede değil; aşağıdan gelen sahiplenmede yatar. Çatı örgütleri ayakta tutan şey de tam olarak budur.
Artık şu gerçeği açıkça konuşmak gerekiyor: Çatı olmak, tek başına konuşma hakkı vermez. Daha fazla dinleme sorumluluğu yükler. Daha fazla danışma zorunluluğu getirir. Daha fazla şeffaflık ve daha fazla hesap verebilirlik gerektirir. Eğer bir çatı örgüt üyelerinin sesini büyütmek yerine onların yerine konuşmaya başlıyorsa, orada temsil değil merkezileşme vardır.
Sivil toplumun geleceği için ihtiyaç duyduğumuz şey daha fazla unvan değil, daha fazla katılımdır. Daha fazla açıklama değil, daha fazla ortak süreçtir. Daha fazla görünürlük değil, daha fazla güven duygusudur. Çünkü çatı örgütler üyeleriyle güçlenir. Üyelerini dışarıda bıraktıklarında ise önce güveni, sonra etkisi, en sonunda da varlık sebebini kaybeder.
Unutulmamalı:
Çatı örgütler yukarıda durdukları için değil,
tabanı taşıyabildikleri için anlamlıdır.
İrem DURAK
Av. Kerime Sağlamer KURULLARDA GÜVEN, TEMSİL VE GÖRÜNMEYEN MÜDAHALELER ÜZERİNE