a

COP31 Öncesi Sert Mesaj: Haklar Korunmazsa Kriz Daha da Derinleşecek

Uluslararası Af Örgütü, 2026 yılında yürütülecek iklim müzakereleri öncesinde devletlere güçlü bir çağrıda bulundu. Örgüt, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması taraflarına yönelik yayımladığı yeni değerlendirmede, iklim eylemlerinin yalnızca emisyon azaltımıyla sınırlı kalmaması; insan hakları, sosyal adalet, eşitlik ve katılımcılık ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. 

5 Mayıs 2026 tarihli belgede, Kasım 2026’da Türkiye’nin Antalya kentinde düzenlenmesi planlanan COP31 öncesinde iklim politikalarının insan hakları temelli biçimde şekillendirilmesinin hayati önem taşıdığı ifade edildi. Uluslararası Af Örgütü’ne göre, insan haklarını merkeze alan iklim kararları hem daha etkili hem de daha sürdürülebilir sonuçlar doğurabilir. 

Raporda öne çıkan en kritik başlıklardan biri fosil yakıtlardan hızlı, adil, tam ve finansmanı sağlanmış bir çıkış süreci oldu. Örgüt, yenilenebilir enerjiye geçişin yalnızca teknik bir dönüşüm olarak görülmemesi gerektiğini; işçiler, yerel halklar, kadınlar, çocuklar, engelliler, yerli topluluklar ve iklim krizinden en fazla etkilenen gruplar için adil bir geçiş planı hazırlanmasının zorunlu olduğunu belirtti.

Sivil toplum açısından belgenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise iklim politikalarında açık, güvenli ve katılımcı bir sivil alanın korunmasına yapılan vurgu oldu. İklim kriziyle mücadelede hak savunucularının, çevre aktivistlerinin, bağımsız gazetecilerin, yerel toplulukların ve sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerine etkin biçimde katılması gerektiği ifade edildi. Bu katılım olmadan alınacak kararların toplumun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalabileceği değerlendiriliyor.

Uluslararası Af Örgütü ayrıca, “kirleten öder” ilkesine uygun biçimde iklim finansmanının artırılması ve küresel finans mimarisinde reform yapılması gerektiğini kaydetti. Örgüte göre, tarihsel olarak iklim krizine en az katkı sunan ancak krizden en ağır şekilde etkilenen toplumların desteklenmesi, iklim adaletinin temel koşulları arasında yer alıyor. 

İnsan hakları savunucuları, COP31’e giden süreçte devletlerin yalnızca diplomatik taahhütlerle yetinmemesi gerektiğini belirtiyor. Uzmanlara göre iklim politikaları; yaşam hakkı, sağlık hakkı, temiz çevrede yaşama hakkı, barınma hakkı, gıda güvenliği ve ifade özgürlüğü gibi temel haklarla doğrudan bağlantılı. Bu nedenle iklim kriziyle mücadelede atılacak her adımın, toplumun tüm kesimlerini kapsayan hak temelli bir yaklaşımla hazırlanması gerekiyor.

Sivil toplum kuruluşları, Antalya’da yapılması beklenen COP31’in yalnızca iklim hedeflerinin tartışıldığı bir zirve olmaktan çıkarılarak, insan hakları ve iklim adaletinin birlikte savunulduğu tarihi bir dönemeç haline gelmesi gerektiğini vurguluyor.

Rapor Ayrıntısı İçin Tıklayın

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Dijital Baskılar Sivil Alanı Daraltıyor: STK’lardan Özgür ve Güvenli İnternet Çağrısı

HIZLI YORUM YAP

error: Content is protected !!