a

HASUDER: Kadın Genital Mutilasyonu Kabul Edilemez

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, bazı sağlık profesyonellerinin kadın genital mutilasyonu veya benzer uygulamalara ilişkin paylaşımlarının kamuoyunda endişe yarattığını belirterek açıklama yayımladı. HASUDER, bilimsel dayanağı olmayan, kalıcı fiziksel ve ruhsal zararlara yol açabilen bu uygulamanın hiçbir koşulda tıbbi, etik, estetik, kültürel veya ticari gerekçelerle meşrulaştırılamayacağını vurguladı.

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER), “Kadın Genital Mutilasyonu Uygulanması Kabul Edilemez” başlıklı basın açıklaması yayımladı.

Açıklamada, son günlerde sosyal medya platformlarında bazı sağlık profesyonelleri tarafından kadın genital mutilasyonu veya benzer uygulamaların gerçekleştirildiğine ilişkin paylaşımlar yapılmasının kamuoyunda endişe yarattığı belirtildi.

HASUDER, kadın genital mutilasyonunun herhangi bir sağlık hizmeti kapsamında sunulmasının, tanıtılmasının veya sağlık çalışanları tarafından meşrulaştırılmaya çalışılmasının kabul edilemez olduğunu bildirdi.

DSÖ’nün Tıbbileştirme Uyarısına Dikkat Çekildi

HASUDER açıklamasında, Dünya Sağlık Örgütü’nün kadın genital mutilasyonunun sağlık çalışanları tarafından uygulanmasını veya tıbbileştirilmesini açık biçimde reddettiği hatırlatıldı.

Açıklamada, DSÖ’nün bu uygulamaya “kadın sünneti” denilmesinin işlemi meşrulaştırabileceği gerekçesiyle bu ifadenin kullanılmamasını önerdiği aktarıldı. HASUDER, işlemin kadınların genital ve cinsel yönden sakatlanması olarak adlandırılması gerektiğini belirtti.

Dernek, hekimlik mesleğinin bireyin sağlığını korumayı ve zarar vermemeyi esas aldığını vurgulayarak, bilimsel dayanağı olmayan ve kalıcı fiziksel ile ruhsal zararlar verebilen bu uygulamanın sağlık hizmeti olarak sunulmasının etik ve mesleki açıdan kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Kadınların ve Kız Çocuklarının Beden Bütünlüğü Vurgulandı

HASUDER, DSÖ’nün kadın genital mutilasyonunu “kadın dış genital organlarının tıbbi nedenlerle yapılmayan biçimde kısmen ya da tamamen çıkarılması veya bu organlara zarar veren diğer tüm işlemler” olarak tanımladığını aktardı.

Açıklamada, kadın genital mutilasyonunun kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğünü, sağlığını ve temel insan haklarını ihlal eden; hiçbir tıbbi gerekliliği veya bilimsel dayanağı bulunmayan ağır bir şiddet biçimi olduğu belirtildi.

Son günlerde kamuoyuna yansıyan tartışmaların odağında yer alan klitoral prepusyumun, yani klitoral hud veya klitoral başlığın, klitorisi örten normal anatomik bir doku olduğu ifade edildi.

HASUDER, DSÖ sınıflamasına göre yalnızca klitoral prepusyumun çıkarılmasının dahi tıpta kadın genital mutilasyonu olarak tanımlandığını belirtti. Bu nedenle işlemin “hudoplasti”, “hud derisi alınması” veya benzeri adlarla sunulmasının, tıbbi gereklilik bulunmadığı durumlarda uluslararası sınıflandırmadaki niteliğini değiştirmediği vurgulandı.

UNICEF Verilerine Göre 230 Milyondan Fazla Kişi Etkilendi

Açıklamada UNICEF’in 2024 yılında yayımladığı “Kadın Genital Mutilasyonu: Küresel Bir Sorun” raporuna da yer verildi.

Rapora göre dünyada 230 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın genital mutilasyona maruz kaldı. Uygulamanın en yaygın olarak Afrika kıtasında görüldüğü, bu bölgede 144 milyondan fazla vaka bulunduğu aktarıldı. Somali, Mısır, Sudan, Gine, Cibuti, Mali ve Etiyopya öne çıkan ülkeler arasında sayıldı.

Asya’da 80 milyondan fazla vakanın bulunduğu; Endonezya ve Malezya’nın bu kapsamda anıldığı belirtildi. Orta Doğu’da ise Irak ve Yemen başta olmak üzere 6 milyondan fazla vakanın görüldüğü ifade edildi.

Açıklamada, uygulamanın dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan bazı küçük ve izole topluluklarda da sürdüğü belirtildi.

Sağlık Çalışanlarına İnsan Hakları ve Tıp Etiği Çağrısı

HASUDER, UNDP, UNESCO, UNICEF ve DSÖ’nün de aralarında bulunduğu Birleşmiş Milletler kuruluşlarının kadın genital mutilasyonunun insan haklarını ihlal eden ve ciddi sağlık sorunlarına yol açan zararlı bir uygulama olduğunu vurguladığını hatırlattı.

Açıklamada, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında kadın genital mutilasyonunun 2030 yılına kadar tamamen ortadan kaldırılmasının hedeflendiği belirtildi.

HASUDER, kadınların ve kız çocuklarının beden bütünlüğünü ihlal eden hiçbir uygulamanın kültürel, dini, estetik veya ticari gerekçelerle meşrulaştırılamayacağını ifade etti.

Dernek, sağlık çalışanlarının görevinin bu uygulamaları yapmak veya yaygınlaştırmak değil; bilimsel kanıtlar, insan hakları ve tıp etiği doğrultusunda önlemek, kadınların sağlık hakkını ve beden bütünlüğünü korumak olduğunu vurguladı.

Açıklamanın tamamına HASUDER’in internet sitesinden ulaşılabilecek.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Antalya DİGEM Gençler İçin Açıldı

HIZLI YORUM YAP

error: Content is protected !!