a

Ortak Açıklama: İsrail’in İdam Yasası İçin AB’ye “Acil Önlem” Çağrısı

Amnesty International’ın yayımladığı ortak açıklamada, İsrail Meclisi’nin (Knesset) 30 Mart’ta kabul ettiği yeni yasanın Batı Şeria’da (Doğu Kudüs hariç) idamı “varsayılan ceza” haline getirerek fiilen zorunlu kıldığı ve uygulamada Filistinlileri hedefleyecek şekilde tasarlandığı belirtildi.

Amnesty International tarafından yayımlanan ortak açıklamada, İsrail Meclisi’nin 30 Mart’ta kabul ettiği yeni “idam” düzenlemesinin Batı Şeria’da (Doğu Kudüs hariç) ölüm cezasını fiilen zorunlu hale getirdiği ve uygulamada yalnızca Filistinlileri hedefleyecek şekilde tasarlandığı belirtildi. Açıklamada, İsrail ve İşgal Altındaki Filistin Toprakları’nda uzun yıllardır çalışan insani yardım ve insan hakları örgütlerinin, düzenlemeyi “ciddi bir gerileme” olarak nitelendirdiği aktarıldı. 

Ortak metne göre, yasa Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in partisinin sunduğu bir teklif olarak hem askerî hem sivil yargıda ölüm cezasının kapsamını genişletiyor. Açıklama, İsrail hukukunda “soykırım” ve “savaş zamanı casusluğu” gibi suçlar için uzun süredir ölüm cezası öngörülse de, İsrail’in 1962’den beri idam uygulamadığını ve ölüm cezası vermediğini hatırlatıyor. 

Batı Şeria maddesi: “varsayılan ceza” ve yerleşimcilerin kapsam dışı bırakılması

Metinde en tartışmalı bölümün Batı Şeria’ya ilişkin düzenleme olduğu vurgulanıyor. Buna göre (Doğu Kudüs hariç) Batı Şeria’da “terör eylemi” sayılan kasıtlı öldürme fiillerinde idam cezası varsayılan ceza haline geliyor; yalnızca kanunda tanımı yapılmayan “özel koşullarda” müebbet hapis uygulanabiliyor. Askerî mahkemelerin savcılık talebi olmasa bile basit çoğunlukla idam kararı verebilmesi; cezanın hafifletilememesi/affedilememesi ve 90 gün içinde infazöngörülmesi de “temel güvencelerin zayıflatılması” olarak eleştiriliyor. Metin ayrıca Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin bu hükmün kapsamı dışında bırakıldığını kaydediyor. 

İsrail içi sivil yargı ve infaz rejimi

Ortak açıklamaya göre İsrail içinde sivil mahkemeler de, “İsrail Devleti’nin varlığını ortadan kaldırma amacı” ile işlendiği iddia edilen kasıtlı öldürmelerde idam veya müebbet hapis cezası verebilecek. Metin, yeni rejimin “asma” yöntemine dayalı, gizlilikle karakterize edilen, avukata erişim ve dış denetimin sınırlı olduğu “istisnai” bir infaz düzeni getirdiğini savunuyor. 

AB’ye çağrı: “ticaret ayağını askıya alın”

Açıklamada AB’nin ölüm cezasını her koşulda insan onuruyla bağdaşmayan, zalimane ve insanlık dışı bir uygulama olarak gördüğü hatırlatılarak, yeni yasanın uluslararası toplumca tanınan asgari güvenceleri ihlal ettiği iddia ediliyor. Metin, AB’nin diplomatik girişimlerinin etkisiz kaldığını belirterek, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın demokratik ilkelere saygıyı “temel unsur” saydığına atıfla en azından anlaşmanın ticaret bileşeninin askıya alınması çağrısı yapıyor. 

Ortak metin, AB’nin Haziran 2025’te anlaşmanın 2. maddesi temelinde yaptığı incelemede İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’da (Doğu Kudüs dahil) ciddi ihlaller nedeniyle insan hakları yükümlülüklerini ihlal ettiğinin tespit edildiğini aktararak “eylemsizlik süresinin dolduğunu” savunuyor. 

Açıklama, imzacılar arasında Amnesty International, Oxfam, Caritas Europa, EuroMed Rights, FIDH ve Human Rights Watch gibi kuruluşların da bulunduğunu belirtiyor.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

EuroMedRights, Kef’te İklim Krizinin Gençler Ve İstihdama Etkisini Tartıştı

HIZLI YORUM YAP

error: Content is protected !!