Sivil toplum çoğu zaman “hep iyi niyetli insanların alanı” olarak anlatılır. Oysa sahada çalışanlar bilir: İyi niyet, tek başına yetmez. Kimi zaman kurumların içindeki gerilimler, görünmez rekabetler, yıpratıcı krizler ve “konuşulamayan” meseleler; sivil toplumu hem yorar hem de sessizleştirir. Tam da bu noktada, adını bile bir itiraf gibi taşıyan bir inisiyatif ortaya çıktı: Sivil Çatlaklar.
İnisiyatifin paylaşımları, klasik bir “yeni platform duyurusu”ndan çok daha farklı bir tonla ilerliyor. “Biz kim değiliz?” diye başlayıp, çözüm vaatleriyle yükselmeyen; aksine iddiasını sadeleştiren bir yaklaşım var. “Büyük sözler yok” diyerek kapıyı şuna açıyorlar: Sivil toplumun bugünkü halini konuşmak. Üstelik bunu, sloganla değil; rahatsızlıklatarif ediyorlar: Sivil toplumun mevcut durumundan rahatsızlık, sessizlikten rahatsızlık, yalnız kalmaktan rahatsızlık…
Bu, sivil alanda nadir görülen bir netlik: “Her şeyi çözeriz” demiyorlar. “Niyetimiz var: Bir araya gelmek ve konuşmak” diyorlar. Çünkü bazen en büyük ihtiyaç, yeni bir proje başlatmak değil; mevcut yükün altında ezilenlerin birbirini duyması, birbirine temas etmesi ve yeniden güven kurmasıdır.
Sivil Çatlaklar’ın metinlerinde dikkat çeken en güçlü cümlelerden biri, sivil toplumun “kötülüklerle mücadelenin yollarından biri” olduğunu söylerken, şu uyarıyı da eklemesi: Mücadele edilen şeyler, bazen sivil toplumun içinde de farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyor. Bu cümle; kırmadan, suçlamadan ama saklamadan konuşmayı öneriyor.
İnisiyatifin “hayal kırıklığı ve yalnızlık hissi” vurgusu da buradan doğuyor. Birçok sivil toplumcu, günün sonunda aynı soruyu soruyor: “Bu kadar çaba neden bazen hiçbir yere varmıyor?” Sivil Çatlaklar, bu soruyu bastırmak yerine görünür kılmayı seçiyor.
Sivil Çatlaklar’ın bir diğer kritik farkı; kurumsal temsile değil, insan ilişkisine yaslanması. “Kurumların ötesinde insanların bir araya geldiği, birbirine destek olduğu” bir ağ ihtiyacından söz ediyorlar. Bu vurgu, sivil toplumda sık yaşanan iki soruna doğrudan temas ediyor:
Bu nedenle Sivil Çatlaklar’ın çağrısı, bir “topluluk” kurma çağrısı: Birebir tanışmaların köprü kurduğu, güvenin yeniden inşa edildiği, “yalnız değilim” hissinin geri geldiği bir zemin.
Sivil Çatlaklar’ı kuran ekip, sivil topluma yeni bir soluk getirme niyetiyle yola çıkan şu isimlerden oluşuyor:
Bu isimlerin ortaya koyduğu yaklaşım, “daha fazla etkinlik” çağrısından ziyade, daha fazla temas çağrısı. “Belki de bu insanlar aynı kişilerdir” diyerek; hem sivil toplumun içindeki çatlakları dert edenlere hem de bulunduğu yerde “çatlaklardan sızmayı” dert edinenlere aynı anda sesleniyorlar. Yani ayrıştırmıyor, birleştiriyor: “Birlikte düşünmeye var mısınız?”
Sivil Çatlaklar’ın potansiyeli tam da burada: Sivil toplumda çoğu zaman çözüm, teknik bir mesele gibi ele alınır (fon, proje, plan, rapor). Oysa ekosistemi taşıyan şey çoğu zaman güven, ilişki ve dayanışmadır. Güven azaldığında, en iyi proje bile “yorgun bir ekibin” omzunda ağırlaşır.
Bu inisiyatif, sivil toplumun zor sorularına şu sade ama güçlü yerden yaklaşıyor:
Önce konuşalım. Sonra birlikte düşünelim. Sonra birlikte güçlenelim.
Sivil Çatlaklar’ın bundan sonraki adımı; bu çağrıyı nasıl bir yöntemle büyüteceği, kimleri nasıl dahil edeceği ve güvenli tartışma alanını nasıl koruyacağı olacak. Ancak ilk işaret açık: Sivil toplumun içinde biriken sözler var ve bu sözlerin birbirini bulacağı yeni bir kapı aralanıyor.
Orta Doğu’da Kriz Tırmanıyor: Türkiye’de Sivil Toplum Hangi Yeni Risklerle Karşı Karşıya?