Dünyanın farklı bölgelerinde devam eden silahlı çatışmalar, siviller için giderek daha ağır insani sonuçlar doğuruyor. 19 uluslararası sivil toplum kuruluşu, Mayıs 2026’da yapılacak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Silahlı Çatışmalarda Sivillerin Korunması Açık Oturumu öncesinde yayımladığı ortak açıklamayla devletlere, BM’ye ve Güvenlik Konseyi üyelerine güçlü bir çağrıda bulundu. Açıklamada, sivillerin korunmasının yalnızca insani bir tercih değil, uluslararası hukuk kapsamında açık bir yükümlülük olduğu vurgulandı.
Ortak açıklamada, çatışma taraflarının sivilleri öldürdüğü, yaraladığı, yerinden ettiği, insani yardıma erişimi engellediği, yardım çalışanlarını hedef aldığı ve uluslararası insancıl hukuk ile insan hakları hukukunu büyük ölçüde cezasızlık içinde ihlal ettiği belirtildi. STK’lara göre 2025 yılında dünyadaki her altı kişiden biri silahlı çatışmaya maruz kalırken, 2025 ortası itibarıyla yaklaşık 117,3 milyon kişi zorla yerinden edildi ve 363 milyon kişi akut açlıkla karşı karşıya kaldı.
Açıklamada, hastanelere, okullara, su sistemlerine ve diğer sivil altyapılara yönelik saldırıların artık olağan hale geldiği ifade edildi. Çatışmaya bağlı cinsel şiddet vakaları ile çocuklara yönelik ağır ihlallerin de rekor seviyelere ulaştığına dikkat çekildi. STK’lar, bu tablonun kaçınılmaz olmadığını; aksine, çatışma taraflarının hukuka uymaması ve devletler ile uluslararası kurumların ihlalleri önleme ve sorumluları hesap vermeye zorlama konusundaki yetersizliğinin sonucu olduğunu belirtti.
Ortak bildiride, sivillerin korunmasının siyasi tercihlerle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı. Özellikle devletlerin ve BM Güvenlik Konseyi üyelerinin kararlarının, çatışma bölgelerinde yaşayan milyonlarca insanın güvenliğini doğrudan etkilediği ifade edildi. Açıklamaya göre mevcut normlar, hukuki araçlar ve uluslararası mekanizmalar bulunmasına rağmen temel eksiklik; tutarlı uygulama, siyasi irade ve ihlal edenleri cezalandıracak etkili hesap verebilirlik mekanizmalarının işletilmemesi.
STK’lar, uluslararası insancıl hukuka uyumun zorunlu ancak tek başına yeterli olmadığını belirtti. Açıklamada, dünya genelinde insani yardım finansmanının 2025’te yaklaşık yüzde 25 azaldığı, buna karşılık küresel askeri harcamaların rekor seviyelere ulaştığı kaydedildi. İklim değişikliğinin de kırılgan bölgelerde yerinden edilmeyi, kaynak rekabetini ve çatışma risklerini artırarak siviller üzerindeki baskıyı derinleştirdiği ifade edildi.
Açıklamada, BM yapılarında, insani yardım sisteminde ve barış operasyonlarında yürütülen reform süreçlerine de dikkat çekildi. STK’lar, bu reformların sivillerin korunmasını zayıflatmaması gerektiğini vurgulayarak, “verimlilik” adına sahadaki izleme, belgeleme, erken uyarı, soruşturma ve koruma kapasitesinin azaltılmasının kabul edilemez sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Açıklamada, sivillerin korunmasını zayıflatan her reformun bir verimlilik kazanımı değil, insan hayatıyla ölçülen bir başarısızlık olduğu mesajı öne çıktı.
Ortak açıklamada, çatışmaların tüm sivilleri aynı şekilde etkilemediği de özellikle vurgulandı. Kadınlar, çocuklar, gençler, engelliler, yaşlılar, LGBTİQ+ bireyler, yerinden edilmiş kişiler ve etnik ya da sosyal olarak dışlanmış grupların daha ağır ve çok katmanlı risklerle karşı karşıya kaldığı belirtildi. Bu grupların cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, tahliye ve yardıma erişimde engeller, ekonomik ve sosyal dışlanma gibi risklerle daha fazla karşılaştığı ifade edildi.
Sivil toplum kuruluşları, yerel aktörlerin çatışma bölgelerinde erken uyarı, belgeleme, topluluk temelli koruma ve hesap verebilirlik süreçlerinde hayati rol oynadığını belirtti. Yerel sivil toplumun çoğu zaman ilk müdahale eden ve sahadan en son ayrılan aktörler olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu kurumların daha az kaynakla daha fazla sorumluluk üstlenmeye zorlandığı, buna rağmen güvenlik, finansman ve kurumsal destekten yeterince yararlanamadığı vurgulandı. STK’lar, “yerelleşme” adı altında sorumluluk ve riskin yerel aktörlere devredilmemesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada yeni teknolojiler ve yapay zekâ sistemleri de sivillerin korunması açısından ayrı bir başlık olarak ele alındı. Devletlerin ve kurumların kullandığı dijital araçların, uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülükleri ortadan kaldırmadığı vurgulandı. STK’lar, güç kullanımına ilişkin sistemlerin açık insan sorumluluğu altında kalması, şeffaflık, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarına tabi olması gerektiğini belirtti. Ayrıca dezenformasyon, şiddete teşvik, veri suistimali ve yapay zekâ sistemlerinin sivillere zarar verecek biçimde kullanılmasına karşı daha güçlü önlemler alınması istendi.
Ortak bildiride devletlere yönelik çağrılar arasında; uluslararası insancıl hukuk, insan hakları hukuku ve mülteci hukukuna saygının sağlanması için diplomatik ve siyasi baskı kurulması, sivil koruma politikalarının güçlendirilmesi, yoğun nüfuslu alanlarda patlayıcı silah kullanımına karşı siyasi bildirinin uygulanması, silah transferleri ve güvenlik desteği yoluyla ihlallere katkı verilmemesi, ihlallerin hedefli yaptırımlar ve yargı mekanizmalarıyla soruşturulması yer aldı.
BM Güvenlik Konseyi’ne yapılan çağrıda ise sivillerin korunmasının görev yetkileri, yaptırımlar, silah ambargoları ve barış misyonlarının geçiş süreçlerinde temel ölçüt haline getirilmesi istendi. Ayrıca çatışmaya bağlı cinsel şiddetin savaş taktiği ve kitlesel vahşet suçu olarak tanınması, kadın koruma danışmanları ve çocuk koruma danışmanlarının rollerinin güvence altına alınması, çocuklara yönelik ağır ihlallerin izlenmesine ilişkin mekanizmanın güçlendirilmesi ve insani yardım, sağlık ve eğitim çalışanlarına yönelik saldırılarda hesap verebilirliğin sağlanması talep edildi.
Açıklamanın dikkat çeken taleplerinden biri de BM Güvenlik Konseyi’nin daimi beş üyesinin kitlesel vahşet suçları durumunda veto yetkisini askıya alması oldu. STK’lar, sivillerin korunmasının siyasi pazarlıklara kurban edilmemesi gerektiğini belirterek, kitlesel suç riski bulunan krizlerde uluslararası toplumun daha hızlı, tutarlı ve sonuç odaklı hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamaya imza atan kuruluşlar arasında Action Against Hunger, Human Rights Watch, International Rescue Committee, Norwegian Refugee Council, Oxfam International, PAX, Plan International, Save the Children International, Global Centre for the Responsibility to Protect, Center for Civilians in Conflict ve Watchlist on Children and Armed Conflict gibi önde gelen uluslararası kuruluşlar yer aldı. Toplam 19 kuruluşun imzaladığı bildiri, sivillerin korunmasının BM reformlarının, uluslararası finansman kararlarının, barış operasyonlarının ve güvenlik politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini ortaya koydu.
Sivil toplum kuruluşları, açıklamanın sonunda tüm aktörleri yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmeye, reform süreçlerinin sivillerin korunmasını zayıflatmamasını güvence altına almaya ve en çok etkilenen toplulukları karar alma süreçlerinin merkezine yerleştirmeye çağırdı. Bildiri, çatışma bölgelerinde sivillerin korunmasının ertelenemez bir hukuk, insanlık ve siyasi sorumluluk meselesi olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.
Çağrıyı yapan sivil toplum kuruluşları:
STK’lara Yönelik İş Dünyası ve İnsan Hakları Hibe Programı Tanıtıldı
1
Sosyal Hizmet Dergisi Ocak 2027 İçin Yayın Çağrısı Yaptı
2
KEÇİ Yeni Gönüllü ve Ekip Arkadaşlarını Arıyor
3
Bayraklı Kent Konseyi’nden Güçlü Mesaj: “Deprem Siyaset Üstüdür, Dönüşüm Şarttır!”
4
TGC, Medyada Cinsel Şiddet ve Tacizle Mücadeleyi Gündeme Taşıyor
5
Genç Hayat Vakfı İstanbul Ofisine 3 Yeni Pozisyon İçin Ekip Arkadaşları Arıyor
Fuat Keyman’ın Ardından 2 Yıl Geçti: Türkiye Onun Anlattığı Demokrasiyi Hâlâ Arıyor
e-Gençlik’ten 2010 Dünya Gençlik Kongresi Paylaşımı
KRE-AKT’ın Kazananları Açıklandı
ERC 2027 Consolidator Grant Başvuruları Açıldı
İsveç Sarayı’nda Teknoloji Buluşması
Engelli Hakları İçin Yeni Nesil Savunuculuk Projesi Gençlik Akademisi Tamamlandı
TTGV Öncül Proje Programı’nda İlk İmzalar Atıldı: Dört Teknoloji Projesi Hayata Geçirilecek
PACE Projesi’nin İlk Yerel Katılım Çalıştayı Hatay Defne’de Gerçekleştirildi
Hatay’da Denizel İstilacı Türlere Karşı Farkındalık Etkinliği Düzenlendi
EGED Engelli Hakları İçin Yeni Nesil Savunuculuk Gençlik Akademisi’ni Tamamladı