Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen SDG16 Konferansı 2026 süreci, sivil toplum kuruluşları için kritik bir savunuculuk gündemine dönüşüyor. Konferans öncesinde düzenlenecek Sivil Toplum Günü, barış, adalet, insan hakları, demokratik katılım ve hesap verebilir kurumlar alanında çalışan kuruluşların ortak taleplerini uluslararası gündeme taşıyacak.
BM Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı’na bağlı duyuruda, Sivil Toplum Günü’nün 16 Haziran 2026’da, SDG16 Konferansı’ndan bir gün önce yapılacağı ve etkinlikte 2026 SDG16+ Sivil Toplum Deklarasyonu’nun ele alınacağı belirtiliyor.
Hazırlık sürecinde sivil toplum kuruluşlarından, aktivistlerden, gazetecilerden, akademisyenlerden ve yerel örgütlerden görüş toplanıyor. Danışma formunda deklarasyonun; barış, adalet, sivil alan, insan hakları, hesap verebilir kurumlar ve 2030 Gündemi’nin diğer hedefleriyle bağlantılı alanlarda öneriler içereceği ifade ediliyor. Sürecin amacı, 2026 SDG16 Konferansı’na sivil toplumun ortak ve güçlü katkısını sunmak.
Deklarasyon çağrısında, SDG16+ alanlarında ciddi gerilemeler yaşandığına ve sivil topluma yönelik tehditlerin arttığına dikkat çekiliyor. Metinde, bu deklarasyonun yalnızca teknik bir belge değil; hükümetlere, Birleşmiş Milletler sistemine, bağışçılara, özel sektöre ve küresel karar vericilere yönelik ortak bir eylem çağrısı olması hedefleniyor.
SDG16, Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları içinde barışçıl ve kapsayıcı toplumların desteklenmesi, herkes için adalete erişimin sağlanması, etkili, hesap verebilir ve kapsayıcı kurumların güçlendirilmesi hedefiyle öne çıkıyor.
BM’nin SDG16 ilerleme değerlendirmelerinde de dünyada artan çatışmalar, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere siviller üzerindeki ağır etkiler, adalete erişimde yaşanan sorunlar ve kurumlara güvenin azalması önemli risk başlıkları arasında gösteriliyor. BM, kalıcı barış için iyi yönetişim, insan hakları, adalete eşit erişim ve hesap verebilir kurumlara yönelik acil küresel taahhüt gerektiğini vurguluyor.
Sivil toplum açısından 2026 sürecinin en önemli başlıklarından biri, karar alma mekanizmalarına gerçek katılımolacak. Danışma sürecinde kuruluşlara; hangi sorunlarla karşılaştıkları, BM ve çok taraflı sistemin bu sorunlara nasıl daha iyi yanıt verebileceği, hükümetlere ve bağışçılara hangi somut çağrıların yapılması gerektiği soruluyor.
Bu nedenle 2026 SDG16+ Sivil Toplum Deklarasyonu, yalnızca diplomatik toplantıların gündemine girecek bir belge olarak değil; daralan sivil alan, hak savunucularına yönelik baskılar, bilgiye erişim, adalet mekanizmalarının güçlendirilmesi ve demokratik katılım konularında küresel bir uyarı niteliği taşıyor.
Sivil toplum kuruluşları için bu süreç, “barış ve adalet yalnızca devletlerin değil, toplumların da ortak sorumluluğudur” mesajını güçlendirecek önemli bir fırsat sunuyor. Hazırlanacak deklarasyonun, Haziran 2026’da New York’ta yapılacak SDG16 sürecinde karar vericilere sivil toplumun taleplerini daha görünür şekilde iletmesi bekleniyor.
COP31 Öncesi Sert Mesaj: Haklar Korunmazsa Kriz Daha da Derinleşecek
Fuat Keyman’ın Ardından 2 Yıl Geçti: Türkiye Onun Anlattığı Demokrasiyi Hâlâ Arıyor
e-Gençlik’ten 2010 Dünya Gençlik Kongresi Paylaşımı
KRE-AKT’ın Kazananları Açıklandı
ERC 2027 Consolidator Grant Başvuruları Açıldı
İsveç Sarayı’nda Teknoloji Buluşması
Engelli Hakları İçin Yeni Nesil Savunuculuk Projesi Gençlik Akademisi Tamamlandı
TTGV Öncül Proje Programı’nda İlk İmzalar Atıldı: Dört Teknoloji Projesi Hayata Geçirilecek
PACE Projesi’nin İlk Yerel Katılım Çalıştayı Hatay Defne’de Gerçekleştirildi
Hatay’da Denizel İstilacı Türlere Karşı Farkındalık Etkinliği Düzenlendi
EGED Engelli Hakları İçin Yeni Nesil Savunuculuk Gençlik Akademisi’ni Tamamladı