a

Okyanus İçin 175 Milyar Dolarlık Taahhüt: Uygulama Hâlâ Geride

Dünya genelinde okyanusların korunmasına yönelik siyasi ve mali taahhütler artmaya devam ediyor. Ancak Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) yayımladığı son değerlendirme, açıklanan hedeflerin sahadaki somut uygulamalara dönüştürülmesinde hâlâ ciddi bir hızlanmaya ihtiyaç olduğunu ortaya koydu.

2014 yılından bu yana düzenlenen Okyanusumuz Konferansı kapsamında hükümetler, uluslararası kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, yerel topluluklar, bağışçılar ve özel sektör tarafından 3 binden fazla gönüllü taahhüt açıklandı. Bu taahhütlerin toplam mali değeri 175 milyar doları aştı. Buna rağmen 2030 yılı yaklaşırken temel tartışma, yeni hedefler açıklamaktan çok mevcut sözlerin ne ölçüde yerine getirildiğine odaklanıyor.

Taahhütlerin yüzde 18’ine henüz başlanmadı

WRI tarafından yapılan değerlendirmeye göre Okyanusumuz Konferansı kapsamında bugüne kadar açıklanan taahhütlerin yüzde 41’i tamamlandı. Yaklaşık yüzde 40’ı uygulama aşamasında bulunurken yüzde 18’ine henüz başlanmadı.

Bu oranların 2025 yılındaki tabloya oldukça yakın olması, taahhütlerin genel uygulama hızında belirgin bir artış yaşanmadığını gösteriyor. Çok yıllı ve karmaşık projelerin tamamlanmasının zaman aldığı kabul edilse de 2030 hedefleri açısından mevcut ilerleme yeterli görülmüyor.

Küresel hedefler arasında, dünya okyanuslarının yüzde 30’unun 2030 yılına kadar koruma altına alınmasını öngören “30×30 hedefi” de bulunuyor. Hedefe dört yıldan az bir süre kalırken ülkelerin yalnızca niyet açıklamalarına değil; uygulanabilir politikalara, kalıcı finansmana ve ölçülebilir projelere yönelmesi gerektiği vurgulanıyor.

Bir yılda 9,1 milyar dolarlık yeni yatırım sözü

Nisan 2025’ten itibaren Okyanusumuz Konferansı mekanizması kapsamında 285 yeni taahhüt verildi. Bu taahhütler yaklaşık 9,1 milyar dolarlık planlanan yatırımı temsil ediyor.

Aynı dönemde daha önce açıklanmış 284 taahhüt tamamlandı veya ilerleme kaydetti. Bu çalışmalar kapsamında 2,7 milyar dolarlık ek yatırımın uygulamaya geçirildiği bildirildi.

Veriler, jeopolitik istikrarsızlık, daralan kalkınma bütçeleri ve artan küresel krizlere rağmen okyanusların korunmasının hükümetler, özel sektör ve sivil toplum açısından önemli bir gündem olmaya devam ettiğini gösteriyor. Bununla birlikte değerlendirme, taahhüt sahipleri tarafından bildirilen ilerleme verilerine dayanıyor. Bu nedenle şeffaf raporlama ve bağımsız izleme mekanizmaları, sonuçların güvenilirliği açısından büyük önem taşıyor.

Afrika’nın okyanus politikalarındaki rolü güçleniyor

2026 Okyanusumuz Konferansı’nın Kenya’nın Mombasa kentinde düzenlenmesi, Afrika ülkelerinin okyanus politikalarındaki rolünü daha görünür hâle getirdi. Konferans, 11 yıllık tarihinde ilk kez Afrika kıtasında gerçekleştirildi ve 5 binden fazla katılımcıyı bir araya getirdi.

WRI verilerine göre 2014-2025 döneminde Afrika’da veya Afrika liderliğinde 364 okyanus taahhüdü oluşturuldu. Bu taahhütlerin toplam değeri 14,3 milyar dolara ulaşırken yaklaşık 5,7 milyar dolarlık bölümünün tamamen uygulandığı bildirildi.

Afrika bağlantılı taahhütler, küresel taahhütlerin yüzde 12’sini ve açıklanan toplam finansmanın yüzde 8’ini oluşturdu. Mombasa’daki konferansta duyurulan yeni taahhütlerin 100’den fazlasının Afrika ülkeleri veya kuruluşları tarafından uygulanacak olması, kıtadaki toplam taahhüt sayısını yalnızca bir yıl içinde yüzde 25 artırdı.

Ev sahibi Kenya ise yaklaşık 1 milyar dolar değerinde 42 yeni taahhüt açıkladı.

Yerel toplulukların katılımı başarıyı artırıyor

Değerlendirme, başarıyla uygulanan projelerde yerel toplulukların ve ilgili paydaşların karar süreçlerine dâhil edildiğini gösteriyor. Yerel bilgiye başvurulması, bölgesel uzmanlığın geliştirilmesi ve kıyı topluluklarının uygulama süreçlerinde aktif rol üstlenmesi, projelerin uzun vadeli etkisini güçlendiriyor.

Okyanusları ve kıyı ekosistemlerini doğrudan kullanan toplulukların yalnızca yararlanıcı olarak değil, karar verici ve uygulayıcı olarak görülmesi gerektiği belirtiliyor.

Bu yaklaşım, sivil toplum kuruluşlarının da okyanus politikalarındaki önemini artırıyor. STK’lar; yerel ihtiyaçların belirlenmesi, taahhütlerin izlenmesi, hükümetlerden hesap sorulması ve çevresel politikaların kıyı topluluklarının haklarını gözetmesi açısından kritik bir rol üstleniyor.

En büyük engel sürdürülebilir finansman

Afrika’daki okyanus projelerinin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri, uzun vadeli ve güvenli finansmana erişim olarak öne çıkıyor.

Birçok sivil toplum kuruluşu ve yerel girişim, kısa süreli ve proje bazlı hibelerle çalışmalarını sürdürmeye çalışıyor. Bu finansman modeli, belirli bölgelerde geçici iyileşmeler sağlayabilse de deniz kirliliği, aşırı avlanma, habitat kaybı ve iklim değişikliği gibi sistemik sorunlara kalıcı çözümler üretilmesini zorlaştırıyor.

WRI, yeni taahhütlerin açıklanmasının tek başına yeterli olmadığına dikkat çekiyor. Okyanusların korunması için verilen sözlerin bütçelendirilmesi, uygulama takvimlerinin belirlenmesi, sonuçların düzenli biçimde raporlanması ve yerel aktörlerin desteklenmesi gerekiyor.

2030 hedefleri için zaman daralıyor

Okyanus ekosistemleri; gıda güvenliği, iklim değişikliğine karşı dayanıklılık, ekonomik kalkınma ve milyonlarca insanın geçim kaynağı açısından hayati önem taşıyor.

Bu nedenle okyanuslara yapılan yatırımlar yalnızca çevrenin korunması olarak değil; ekonomik refah, toplumsal dayanıklılık ve gelecek nesillerin güvenliği için yapılan yatırımlar olarak değerlendiriliyor.

Son değerlendirme, küresel isteğin ve mali taahhütlerin güçlü olduğunu ancak uygulama hızının aynı ölçüde artmadığını gösteriyor. 2030 hedeflerine ulaşılabilmesi için ülkelerin ve kuruluşların yeni sözler vermenin ötesine geçerek mevcut taahhütleri somut, şeffaf ve sürdürülebilir çalışmalara dönüştürmesi gerekiyor.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Türkiye Çocuk Hakları ve Yapay Zekâ Koalisyonunda Neden Yok?

HIZLI YORUM YAP

error: Content is protected !!