a
  • Sivil Toplum Haber
  • COP31
  • Bonn İklim Değişikliği Konferansı Sona Erdi: COP31 Öncesi Gözler Antalya’ya Çevrildi

Bonn İklim Değişikliği Konferansı Sona Erdi: COP31 Öncesi Gözler Antalya’ya Çevrildi

8-18 Haziran tarihlerinde Almanya’nın Bonn kentinde düzenlenen SB64 Bonn İklim Değişikliği Konferansı sona erdi. Türkiye liderliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde kritik önem taşıyan teknik müzakerelerde elektrifikasyon hedefi, fosil yakıtlardan çıkış, iklim finansmanı, adil dönüşüm ve 1,5°C hedefi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Birleşmiş Milletler’in teknik iklim müzakereleri kapsamında düzenlenen SB64 Bonn İklim Değişikliği Konferansı, 8-18 Haziran tarihlerinde Almanya’nın Bonn kentinde gerçekleştirildi.

Paris Anlaşması’nın uygulanması ve Türkiye liderliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 müzakerelerine hazırlık açısından kritik görülen konferansa Türkiye’den Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum ile Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay katıldı.

Bonn’daki görüşmeler, COP31 öncesinde ülkelerin iklim hedeflerini somut uygulamalara dönüştürmesi, geçmiş iklim anlaşmalarının sahaya yansıması ve müzakere süreçlerinde öncelikli başlıkların netleşmesi açısından önemli bir zemin sundu.

Konferans kapsamında COP31 Başkanı Murat Kurum, 10 maddelik COP31 Eylem Gündemi’ni açıkladı. Kurum, küresel hedefin “nihai enerji talebinin elektrikle karşılanan payını 2035 yılına kadar yüzde 35’e yükseltmek” olduğunu belirterek, somut ve uygulanabilir hedefler için güçlü adımlar atılmak istendiğini ifade etti.

“35×35 Elektrifikasyon Hedefi” olarak adlandırılan bu hedef, temiz enerji dönüşümünün merkezindeki başlıklardan biri olarak öne çıktı. Elektrifikasyonun artırılması, enerji sistemlerinde fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması ve iklim hedefleriyle uyumlu bir dönüşümün hızlandırılması açısından önemli bir araç olarak değerlendirildi.

Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay ise söz konusu hedefin ancak fosil yakıtlardan adil bir çıkışla mümkün olabileceğini vurguladı. Alpay, Türkiye’nin küresel iklim liderliği için yeni termik santral genişletme veya inşa etme planlarını derhal iptal etmesi, kömürden çıkış tarihi açıklaması ve fosil yakıtlardan adil çıkış planını ortaya koyması gerektiğini belirtti.

COP31 Müzakereler Başkanı ve Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen da yenilenebilir enerjinin önemine dikkat çekti. Bowen, güneş, rüzgâr ve hidroenerjinin jeopolitik kırılganlıklara fosil yakıtlar kadar bağımlı olmadığını belirterek COP31’in “uygulama ve hızlanma COP’u” olması gerektiğini söyledi.

Bowen’ın açıklaması, temiz enerji dönüşümünün yalnızca iklim kriziyle mücadele açısından değil; enerji güvenliği, küresel istikrar ve ekonomik dayanıklılık açısından da önem taşıdığına işaret etti.

Bonn görüşmelerinde bilimsel 1,5°C hedefi ve temiz enerji dönüşümü temel referans noktaları arasında yer aldı. Müzakerelerde Türkiye’de düzenlenecek COP31 öncesinde ilerleme kaydedilmesi gereken alanların belirlenmesi ve iklim taahhütlerinin eyleme dönüştürülmesi hedeflendi.

Adil dönüşüm, iklim teknolojisi, şeffaflık mekanizmaları ve Birleşmiş Milletler iklim süreçlerinin daha etkili hâle getirilmesi konferansta ele alınan başlıklar arasında yer aldı. Bu başlıklar, ülkelerin yalnızca hedef açıklamakla kalmayıp uygulama kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini ortaya koydu.

Görüşmelerde en fazla tartışma yaratan alanlardan biri iklim finansmanı oldu. “Kirleten öder” ilkesi etrafındaki tartışmalar, gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumlulukları, iklim krizinden en fazla etkilenen ülkelerin finansmana erişimi ve kayıp-zarar mekanizmalarının güçlendirilmesi açısından öne çıktı.

Suudi Arabistan, Rusya ve Hindistan gibi petrol üreticisi ülkelerin Azaltım Çalışma Programı, Küresel Uyum Hedefi ve iş birliği başlıklarında müzakere süreçlerini zorlaştırdığı belirtildi. Bu durum, fosil yakıt üreticisi ülkeler ile iklim krizinden en fazla etkilenen ülkeler arasındaki gerilimin Bonn görüşmelerine de yansıdığını gösterdi.

Sivil toplum kuruluşları, Bonn’daki görüşmelerin katı bir genel kurul formatında ilerlediğini belirterek süreci “aslında diyalog olmayan bir diyalog” olarak eleştirdi. Bu eleştiriler, müzakerelerde gerçek katılım, şeffaflık ve etkili ilerleme beklentisinin karşılanamadığına işaret etti.

Greenpeace’e göre Bonn’da bazı temel adımlar atılmış olsa da adaptasyon fonu, iklim finansmanı ve azaltım başlıklarında hayati düzeyde ilerleme sağlanamadı. Özellikle kırılgan topluluklar ve iklim krizinden en fazla etkilenen ülkeler açısından uyum finansmanının güçlendirilmesi ihtiyacı devam etti.

UNFCCC yetkilileri de bazı alanlarda işi yokuşa sürme ve oyalama eğilimleriyle karşılaşıldığını, jeopolitik gerilimlerin müzakere salonlarında hissedildiğini ifade etti. Yetkililerin “You First-ism” olarak tanımladığı “önce sencilik” yaklaşımının, ülkeler arasında sorumluluk paylaşımını zorlaştırdığı ve süreci kilitlediği belirtildi.

Konferans, fosil yakıtların aşamalı olarak kullanımdan kaldırılması, ormanların korunması ve iklim uyum finansmanında ilerleme sağlanması için gerekli adımlar atılamadan sona erdi.

Bonn sürecinin ardından gözler Fiji ve Tuvalu’daki ön-COP toplantılarına ve Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’e çevrildi. COP31 öncesinde net eylem planlarının ortaya konulması, iklim finansmanı ve adil dönüşüm başlıklarında somut ilerleme sağlanması, fosil yakıtlardan çıkışa ilişkin yol haritalarının açıklanması bekleniyor.

Sivil toplum aktörleri, Antalya’daki COP31’in yalnızca yeni hedeflerin ilan edildiği bir zirve olmaması gerektiğini, geçmiş iklim taahhütlerinin uygulanmasına odaklanan ve fosil yakıtlardan adil çıkışı hızlandıran bir dönüm noktası olması gerektiğini vurguluyor.

Yazan: Simge Dere – İklim ve Çevre Haberleri Bölüm Şefi

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

COP31’de Beklenmedik Uyum Simon Stiell: Kurum, Bowen ve BM Aynı Hizada!

HIZLI YORUM YAP

error: Content is protected !!